diyarbakır Repertuvar: #2180 Kırık Havalar 0 Kayıt

Bülbülün Kanadı Sarı

Kaynak kişi
Notaya alan
İcra eden

Müzikal Özellikler

Makam
Hüseyni
Usul
10/8
Karar Sesi
La
Bitiş Sesi
La
En Pes
La
En Tiz
La
Ses Genişliği
8 Ses
Türü / Konu
Ağıt

Ses Kayıtları ve İcralar

Bu türkü için henüz ses kaydı eklenmemiş.

Türkü Sözleri

BÜLBÜLÜN KANADI SARI BEN AĞLARIM ZARI ZARI ELİMDEN ALDILAR YARI Bağlantı: GARİB GARİB ÖTME BÜLBÜL BENİM DERDİM BANA YETER BİR DAHİ SEN KATMA BÜLBÜL BÜLBÜLÜN KANADI BEYAZ GECE BUZLU GÜNDÜZ AYAZ AL KALEMİ DERDİMİ YAZ Bağlantı ZARI ZARI : İnleye inleye, için için

Türkünün Hikâyesi

Hasan Efendi kendi halinde bir esnaftır. Gündüzleri dükkanında çalışır, akşam eve geldiğinde ise kafeste beslediği çok sevdiği bülbülünü kafesten çıkarıp onunla eğlenir, ötüşünü dinler, daha sonra kafesine geri koyardı. Sabah evden çıkmadan da yine hergün bülbülünü kafesten çıkarır, onunla eğlenir, suyunu içirir, yemini verir ve sonra kafese geri koyardı. Kimsenin karışmaması ve evdeki kedinin de zarar vermemesi için, odanın tavanındaki bulunan bir mağa, yaptığı makara ile kafesi kaldırır, ipini de pencerenin demir parmaklığına bağlardı.

Kadiri Tarikatı'na mensup olan Hasan Efendi, arkadaşları ile perşembe günü geceleri toplanarak sohbet eder ve zikir yaparlardı. Sesi çok güzel olan Hasan Efendi, zikirlerde okuduğu naat-ı şerif ve kasidelerle topluluğu duygulandırırdı.

Birgün evden ayrılırken hanımı komşularının kendilerine geleceğini ve akşam evde şehriye keseceklerini, biraz geç gelmesini söyler. Hasan Efendi de dükkanını kapattıktan sonra arkadaşı Cemil Şallı'ınını yanına giderek orada vakit geçirir.

Evlerine birkaç komşuları gelir, hal hatır sorulduktan sonra büyük odada toplanarak şehriye kesmeye başlarlar. Diğer bir odada oynamakta olan misafirlerin çocukları, bir ara bülbül kafesinin olduğu odaya girerler ve mağdaki kafesi fark ederler. İpi pencerenin parmaklığından sökerek kafesi yere indirirler ve bülbülü kafesten çıkararak onunla oynamaya başlarlar. Bülbül, çocukların ellerinden kaçar. Çocuklar bülbülü tutmaya çalışırlarken, bülbül açık pencereden uçarak gözden kaybolur. Çocukların bağırtısı üzerine odaya gelen Hasan Efendi'nin hanımı kafesin yerde olduğunu ve bülbülün uçup gittiğini görünce çocuklara kızar ve kocasına ne cevap vereceğini düşünmeye başlar.

Misafirler gitmiş, Haşan Efendi de evine gelmiştir. Fakat evde bir sessizlik ve suskunluk olduğunu görünce hanımına "Hayırdır, nedir bu haliniz, bir şey mi oldu, neden sus pus olmuşsunuz ?" diyince hanımı, "Hasan Efendi, sana nasıl söylesem, kızacaksın, bağıracaksın bilmem ki... Bizlere kızmayacaksan söyleyeyim" der. Bülbülün gelen misafirlerin çocukları tarafından kafesten çıkarıldığını ve uçup gittiğini söyleyince Hasan Efendi hemen odaya gider. Kafesin yerde olduğunu, bülbülün ise kafeste olmadığını görünce diz çöküp elini kafesin üzerine koyarak düşünmeye başlar.

Hanımı, yanına gelerek; "Bize ne söylersen söyle haklısın, öz çocuğun gibi idi, sana alışıktı" der. Hasan Efendi hiç sesini çıkarmaz. Çok üzülür. Evden ve odasından 3 gün dışarı çıkmaz, dükkanına da gitmez.

Arkadaşı Cemil Şallı, Hasan Efendi'yi birkaç gün görmeyince merak eder ve dükkanına uğrar. Oğluna, "Baban nerede ? Kaç gündür gözükmüyor" diye sorunca, Hasan Efendi'nin oğlu; "Hacı amca babam evde, geçenlerde eve misafirler gelmiş. Çocukları, babamın bülbülünü kafesten çıkarıp uçup gitmesine sebep olmuşlar. Babam çok üzgün, üç gündür yemiyor, içmiyor odasından da dışarı çıkmıyor" der. Cemil Şallı birkaç arkadaşı ile beraber Haşan Efendi'nin evine giderler. Onu ikna edip, yanlarına alarak evden çıkıp her zaman gittikleri çay ocağına gidip otururlar.

* Bu hadise üzerine Cemil Şallı "Bülbülün Kanadı Sarı" türküsünü yapmış, Celal Güzelses de bu eseri daha sonra plağa okumuştur.

Diyarbakır Kültürü

Vedat GÜLDOĞAN

Beklenmeyen bir hata oluştu. Yenile 🗙