Yozgat Repertuvar: #672 Uzun Havalar 0 Kayıt

Kör Olasın Çerkez Nereden Geldin Nuri Bey Ağıtı

Müzikal Özellikler

Türü / Konu
Ağıt

Ses Kayıtları ve İcralar

Bu türkü için henüz ses kaydı eklenmemiş.

Türkü Sözleri

Aman KÖR OLASIN ÇERKEZ NEREDEN GELDİN KUYUMCUYUM DEYİP ÇAYIRA KONDUN Aman ALNI TOP KEKİLLİ YİĞİDİ VURDUN DUMANI GÖKLERE ÇIKTI NURİ BEY Aman GEL BEYİM GEL BEYİM DE OTUR DİZİME SÜRMELER ÇEKEYİM ELA GÖZÜNE Aman DOKSAN ÇERKEZ İNMİŞ ÇAYIR ÖZÜNE DUMANI GÖKLERE ÇIKTI NURİ BEY Aman ÇEKİN KIRATIMI ÇEKİN BİNEK TAŞINA KİM KARIŞIR BU MEVLANIN İŞİNE Aman GARİP ANAM YATMIŞ YİĞİT DÜŞÜNCE DUMANI GÖKLERE ÇIKTI NURİ BEY Aman ANASININ ADI DA SAFİYE HATUN BOĞAZINA TAKMIŞ BEŞ BİNLİK ALTUN Aman ÖLDÜRMEN BEYİMİ ALAYIM SATIN DUMANI GÖKLERE ÇIKTI NURİ BEY

Türkünün Hikâyesi

(aman) Kör olasın Çerkez nereden geldin

Kuyumcuyum deyip çayıra kondun

(aman) Alnı top kekilli yiğidi vurdun

Dumanı göklere çıktı Nuri Bey

(aman) Gel beyim gel beyim de otur dizime

Sürmeler çekeyim ela gözüne

(aman) Doksan Çerkez inmiş çayır özüne

Dumanı göklere çıktı Nuri Bey

(aman) Çekin kıratımı binek taşına

Kim karışır bu Mevla’nın işine

(aman) Garip anam yatmış yiğit döşüne

Dumanı göklere çıktı Nuri Bey

(aman) Anasının adı da Safiye Hatun

Boğazına takmış beş birlik altun

(aman) Öldürmen beyimi alayım satın

Dumanı göklere çıktı Nuri Bey

Bu ağıtın devamında Kemancı İsmail Ağa'dan alınan dörtlükler ise şöyledir:

Yine geliyor da Çerkez sürüsü

Bu diyarda kalmasın hiç de birisi

Beni vurdular arkadaş gece yarısı

Vuruldum Çerkez’e de gelemem gayrı

Sılada yavrular göremem gayrı

Çerkezi görünce dutuldu dilim

Kurşunu yiyince büküldü belim

Kör olası Çerkez yiğidi vurdun

Yaz günü akşamı ağlattın beni

Nuri Bey'in yazıya aktarılmayan, kayda alınmayan ve sözlü kültür içinde yaşayarak günümüze ulaşan hayatı zaman içinde efsaneleşmiştir. Ölümü üzerine yakılan ağıtlar, soyundan gelen kişiler ve Çapanoğlu döneminde yapılan tarihi Şıhlar Camisi'nin avlusundaki mezarı ve mezar kitabesi olmasa hakkında anlatılanları dinleyenler, hiç yaşamamış bir efsane kahramanından söz edildiğini zannedebilirler.

Mezar kitabesindeki Rumi takvime göre "Teşrin-i evvel 12, sene 1301 Pehlivanzade Nuri Bey merhumun ruhu için El-Fatiha" kaydı bulunmaktadır. Bu tarih Miladi takvimde 24 Ekim 1885, Hicri takvimde 15 Muharrem 1303 tarihlerine karşılık gelir. Nuri Bey'in doğum tarihi sözlü kültür ortamının doğal özelliği olarak bilinmiyor. Hakkında anlatılanlara göre öldüğü zaman 40 yaşındadır. Bu kayda göre Nuri Bey''in doğum tarihi 1845 olmalıdır.

Nuri Bey, Şıhlar Köyü'nde "Beyler" olarak anılan sülalenin başındadır. Çevre köy ve kasabalarda itibarlı birisidir. Anlatılara göre Nuri Bey, 1877-78 Osmanlı - Rus Savaşı'ndan sonra Kafkaslar'dan Erzurum'a kadar işgale uğrayan yurtlarını terk ederek bölgeye yerleşen göçmen gruplarıyla yerli halk arasında yaşanan kimi asayiş sorunlarının çözümünde öne çıkmaktadır. 19. yüzyılda yaşayan Yozgatlı Aşık Hicabi'nin bir şiirinde;

Seher vakti kalkıp edince sökün

Dekkan (?) dağlarına pek olma yakın

Pehlivanoğlu'nun bazından sakın

Yoktur kurtulmaya çare turnalar

mısralarında geçen Pehlivanoğlu'nun, Nuri Bey olduğu düşünülebilir. Anlatılanlara göre, bir gün kış için biriktirdikleri bütün malları bölgeye gelen göçmenler tarafından yağmaya uğrayan çevre köylüler yardım için Nuri Bey'e gelirler. Nuri Bey de benim bölgemde asayişsizlik ve adaletsizlik olmaz diyerek atına biner ve tek başına çapul yapanların peşine düşer. Çıkan çatışmada vurulur ve aldığı yaradan kurtulamayarak ölür.

Nuri Bey, gençlik yıllarında çok iyi cirit oynayan yakışıklı ve yağız bir delikanlı, daha sonra saygı duyulan, dirayetli ve adaletli bir bey, koyunları açlıktan kırılmakta olan köylülere yardım etmek için uzun süren kışı kaldırma gücüne dahi sahip olduğuna ve nihayet ölümünden sonra mezarına her gün nur yağdığına inanılan bir ulu kişi olarak efsaneleşmiştir.

Hayatı efsaneleştikçe ölümünden sonra yakılan ağıtlar varyantlaşmış ve Yozgat'ın birçok yerinden derlenmiştir.

Nuri Bey'in gerçek ve efsanevi hayatı, 93 Harbi sonrasında Osmanlı'da iç göçler sırasında göçenler kadar toprakları göçe maruz kalanların da yaşadığı acıların ve aralarındaki uyum sorunlarının bir parçası olarak anlamlıdır. Söz konusu iç göçler hakkında sözlü tarih çalışmaları yürütenler için iyi bir başlangıç noktasıdır. (M.Öcal Oğuz, Bozok Yazıları, s.138-139 )

Aynı köylü olan Prof. Dr. Öcal Oğuz hikayeyi kendi ağzından şöyle anlatmaktadır:

"Yozgat'ın Sarıkaya İlçesi'nin bugünkü Şıhlar Köyü'nde 1890'lı yıllarda yaşanmış bir olaya yakılmış ağıttır ve bozlak şeklinde okunur.

Nuri Bey, çevrede yiğitliği ve mertliği ile tanınan bir beydir. Kendisinden izin isteyen bir gurup göçebe Çerkez, çayıra konarlar. Gün geçtikçe çevreye zarar vermeye başlarlar. Nuri Bey'e sürekli şikayetler gelir. Bunun üzerine Nuri Bey atına biner ve yanlarına doğru yol alır. Nuri Bey'in geldiğini duyan Çerkezler kaçmak için hazırlanırlar. "Başka köylerin arazisine zarar verdiklerini" söyleseler de aralarında tartışma çıkar. Nuri Bey üzerlerine yürür. Çerkezler, atlarına binip kaçarlar. Nuri Bey peşlerine düşer. Ancak iyi atıcı olan biri arkasına dönerek ateş ederek vurur ve Nuri Bey attan düşer. Nuri Bey'in yarası ölümcül değildir. Çerkezler; sıkacak başka mermileri olmadığından, "eğer iyileşirse peşimizi bırakmaz." diyerek gei dönerler ve kan dışarı akmasın diye merminin girdiği yere çaput yakarak basarlar. Bu şekilde kan içeri aktığı için ve müdahale edilemediğinden dolayı bir süre sonra Nuri Bey orada ölür." Sevenleri ve çevresindekiler bu olaya duydukları üzüntü ile ağıtlar yakarlar.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma Eğitim Dairesi tarafından 1993 yılında yapılan araştırmada bant kayıtlarında Şıhlar Köyü'nden Kara Dağ isimli 70 yaşında olan şahsın ifadelerine göre; bu ağıt "Tekke Köyü'nden Mehmet Ali isminde bir zat tarafından yakılmış olup, bu bölgeye sık sık düğünlere gelen Ürgüplü Refik Başaran tarafından öğrenilerek gramofona okumuştur." Ancak Refik Başaran'ın bu kaydına ulaşılamamıştır. Yozgatlı Mahalli Sanatçı Abdullah Ersin'in bant kayıtlarından ve Karadağ'ın kendi sesinden türkünün ezgisini mevcuttur. Ayrıca Boğazlıyan'dan Galip Kayhan'ın 1970'li yıllardaki bant kaydında ezgiyi farklı okuduğu görülmektedir. Başka amatör bant kayıtlarında da Galip Kayhan'ın okuduğu gibi okuyanlara da rastlanmaktadır.

Ağıtı Mehmet Ali’nin yakıp yakmadığı bilinmiyor ama Columbıa plağın 1941 yılında bastırmış olduğu umumi katoloğunnda Yozgatlı Mehmet Ali adında mahalli sanatçının "Nuri Bey" adlı eseri 17608 numaralı plağın A yüzüne okuduğu kesindir. (Columbıa Türkçe Plakların Umumi Kataloğu, Numune Matbaası, 1941,İst, s.46)

Şıhlar Köyü'nden Karadağ ismindeki şahsın okuduğu dizeler içinde duyulmayan şu iki dörtlükte geçen "Pehlivanoğlu" hanesi Nuri Bey'in beyliği ve namı hakkındaki teretdüt ve ihtimali de ortadan kaldırmaktadır.

Ben bir bey oğluydum da şu Şıhlar'ın dağında

Şöhretim varıdı da sağımda solumda

Pehlivanoğulları'nın bir ocağında

Dumanı göklere çıktı Nuri Bey

Haydar'ınan da İrbaam niçin gitmemiş

Yetişip düşmana da bir at katmamış

Getme dur demişler beyim dutmamış

Dumanı göklere çıktı Nuri Bey

Bu ağıtın son dörtlüğü Beypazarı'nda geçen "“Kaçakçı Ağıtı'nda" da geçmektedir.

(ay dost) Aman Şıhlar'ın başında pir idi dağlar

Memiş küheylanı tavlaya bağlar

Nuri Bey vurulmuş aşiret ağlar

Aşiretin melul galdı Nuri Bey

Yavrular ortada galdı Nuri Bey

(ay dost) Aman kör olasın da Çerkez nereden geldin

Guyumcuyum deyi çayıra gondun

Alnı top kekilli yiğidi vurdun

Boyandı al ganlara geldi Nuri Bey

Yavrular ortada galdı Nuri Bey

(ay dost) Aman çekin kır atımı da binek taşına

Karışılmaz da şu Mevla’nın işine

Yavrılarım yattı da benim döşüme

Ağca konakların melul kaldı Nuri Bey

Yavrılar ortada galdı Nuri Bey

(ay dost) Aman ne çabuk dolandı da Buğaz’ın özü

Gargalar mı oydu da o ela gözü

Üzerime döktüler de lavanta tozu

Boyandı al ganlara geldi Nuri Bey

Yavrılar ortada galdı Nuri Bey

(ay dost) Aman çerkezi görünce tutuldu dilim

Kurşunu yeyince kırıldı belim

Körolası Çerkez kırılsın elin

Yavrıların yetim kaldı Nuri Bey

Hanımızda örtmelerin direği

Sızılıyor Dudu Bacı'mın yüreği

Kabul oldu zalım Çekez'in dileği

Gafilinen öldü kime ne deyim

Avradının adı Safiye Hatun

Öldürmen beyimi alıyım satın

Yiğidim gaflete daldı ne deyim

HABİP COŞKUNSOY

Beklenmeyen bir hata oluştu. Yenile 🗙