Kuş Olsan Uçsan Kıratım Tutar Uzun Hava
Müzikal Özellikler
Makam
Muhayyerkürdi
Usul
SERBEST
Karar Sesi
La
Bitiş Sesi
La
En Pes
Sol
En Tiz
Re
Ses Genişliği
12 ses
Türü / Konu
Bozlak
Ses Kayıtları ve İcralar
Bu türkü için henüz ses kaydı eklenmemiş.
Türkü Sözleri
Serbest :
KUŞ OLSAN DA UÇSAN KIRATIM DUTAR
FİŞEKLİK DE BELİMDE BEYLER TAM YEDİ KATAR
MEMET ÇAVIŞ DA DER Kİ BEYLER YÜREĞİM ÇATAL
YAKARIM CANINI GEÇ MEMET ÇAVIŞ
Son mısra şöyle olabilir:
"YAKARIM CANINI SENİN KÜRDOĞLU"
KÜRDOĞLU DA DER Kİ BEYLER OLDU BİR GANIM of
KIRATIN DA ÜSTÜNDE BEYLER SIÇIRAR CANIM of
YARELERİMİ DE SARSIN ZEKİYE HANIM
YAKARIM CANINI GEÇ MEMET ÇAVIŞ
Son mısra şöyle olabilir:
"BENİ BETER VURDUN SEN MEMET ÇAVIŞ" ya da
"YAKTIN YA CANIMI SEN MEMET ÇAVIŞ"
Yerel ifadeler :
DUTAR : Tutar (Eserde, "yakalar" anlamındadır.)
YEDİ KATAR : Yedi sıra
GEÇ : "Vazgeç" anlamındadır.
OLDU BİR GANIM : Her yanının kan olması. (Bu söz bazı kaynaklarda "akıyor kanım" şeklinde geçiyor.)
SIÇIRAR CANIM : Sıçramak fiilinden, sıçrar canım. (Bu söz bazı kaynaklarda "çıkıyor canım" ya da "çırpınır canım" şeklinde geçiyor.)
NOT : Şiir, 11'li hece vezni ile yazılmıştır. Ulaşılabilen örneklerin tümü incelendiğinde hem yapı hem de içerik itibariyle "centilmenlik" çerçevesinde, karşılıklı meydan okumaya yönelik bir söylem biçiminin varlığı göze çarpar. Hatta bir varyantta, "Gelin teslim olun der Memet Çavuş" mısrası yer alır. Hem yasa hem de insanlık gereği bu çağrıyı yapan Mehmet Çavuş'a, Kürdoğlu; elimizdeki şiirde de açıkça görülebileceği üzere, kendisini takip etme, yakalama ve hukuka teslim etme çabasından vazgeçmesi, teslim olmayı düşünmediği, ısrarla üstüne gelindiği takdirde "karşı duracağı" bağlamında cevaplar verir. Ağıtın bütün sözlerine bakıldığında ise, Mehmet Çavuş'un da Kürdoğlu'na, tercihinin "kanunlar" çerçevesinde "suç" sayıldığı ve yasayı temsilen kendisine teslim olması gerektiği, aksi takdirde, "Veririm canımı geçmem Kürdoğlu" biçiminde, görev uğrunda canından bile olmayı göze alarak kendisini ve adamlarını öyle ya da böyle yakalayacağına dair "kararlılığını ifade ettiği" görülür. Ayrıca, Ramazan Aydın'ın okuduğu örnekte yer alan "vazgeç Memet Çavuş" anlamındaki "geç Memet Çavış" sözüne karşılık Mehmet Çavuş, "vazgeçmem" manasına, "geçmem Kürdoğlu" şeklinde bir cevap vermiş olmalıdır. Bunu da ancak, kaynak kişinin okumadığı veya zaman içerisinde unuttuğu varsayılan diğer dörtlüklerde görmek mümkün hale gelebilirdi. Elimizde bulunan iki dörtlüğün manası bizi, şiirin, "Kürdoğlu'nun ağzından söylendiği" yargısına götürüyor. Diğer yandan "anlam, konu ve şekil bütünlüğü" açısından 2. sözün son mısrasının, "Beni beter vurdun sen Memet Çavuş" vb. gibi olması da beklenir. Sebebi, 2. dörtlükte, Kürdoğlu'nun vurulduğuna işaret edilmesidir. Kaynak kişinin icra anında şaşırma veya yanlışlık yapma ihtimali yüksektir. Bu durum, o anda fark edilip de kendisine sorulsa, - ki bir eserde böyle yapılmış ve eksiklik giderilmiştir. - mutlaka doğrusuna ulaşılırdı.
NOTA YAZIMI HAKKINDA : Türküde geçen koma sesler, "takriben" (yaklaşık olarak) yazılmıştır. Bazı motifler, "icra bütünlüğü ve kolaylığı" dikkate alınarak sadeleştirilmiştir.
İCRAYA YÖNELİK AÇIKLAMA : Eserin ses sınırları bir 8'liyi (oktavı) aşmaktadır. Bölgede, aslen iki telli olan ıklık (ıklıg) sazında, bir oktavı (8'liyi) aşan eserlerin "ıklık ile icrası" pek gelenek dahilinde değildir. En azından şimdilik, derlenebilen örneklerde böyle bir durum ile karşılaşılmamıştır. Dolayısıyla şunu ifade etmek yararlı olacaktır: Has-İçi Bölgesi ıklıklarında, en kalın sesi veren ikinci telin, tam 4'lü aşağısına akortlanacak şekilde, ek bir üçüncü tele ihtiyaç duyulur. Böylelikle tam 4'lü sistemine dayalı bir çeşit "Üç Telli Iklık Akordu" olarak niteleme yapılabilecek bir durum ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan, bölgedeki ıklık icracılarından (Ramazan AYDINın yakın arkadaşı olan) bir başka üstadın çaldığı ıklık üç tellidir. Benzer bir saz da Isparta'nın Sütçüler İlçesi'ne bağlı Kesme Köyü'nde görülmektedir. Kaynak kişinin çaldığı ıklıkta ise bu üçüncü tel yoktur. Nitekim eseri, kullandığı sazın akorduna göre icra edecek olsa -Ki, bu sazın en kalın sesi, piyanonun sol, fa#, fa ve mi notaları arasında değişkenlik göstermektedir.- bu sefer de eserin ses sınırları kendisini, "okuyuşta" çok sıkıntıya düşürecek şekilde "tiz" olacaktır. İşte tüm bu sebeplerden dolayı kaynak kişi eserin karar sesini, bilinçli olarak, çaldığı sazın en kalın notasını veren ikinci telin, tam 4'lü aşağısına denk gelecek şekilde seçmiştir.
İcracı, birinci sözün bitimine kadar, olabildiğince; karar sesinin tam 4'lü yukarısından, bazı asma kalışlarda sadece "dem" tutmaya çalışıyor. Keza istenilen uyum oluşmayınca, ikinci söze girerken, dem tutmayı da tamamen bırakıyor. Eserin, sadece söz kısmının notasının yazılmış olmasının altında, bu anlatılanlar yatmaktadır.
AÇIKLAMA : Not kısmında da değinildiği gibi olay veya olaylar, muhtemelen "Jandarma Çavuşu" olan ve devleti yani, kanunları temsil eden "Mehmet" (ve görevli diğer askerler) ile her ne sebeple olursa olsun, ülkenin "anayasal düzenine karşı geldiği" görünen "Kürdoğlu" lakaplı şahıs ve adamları arasında geçiyor. İnsan ve toplum hayatının doğal döngüsü içerisinde yaşanılan böyle bir "talihsiz" sürecin sonunda, hiçbir ayırım gözetilmeksizin, halk tarafından oluşturulan bu türkünün, ülkemizin bazı yerlerinde, her biri kendi yöresinin "dil ve müzik" özelliklerine uygun "karakteristik" örneklerini görmekteyiz. Açıkçası, bunlar arasındaki "en farklı" örneği de Ramazan Aydın icra etmiştir, diyebiliriz. Çünkü, bu örneğin 2. sözünde geçen "Kürdoğlu da der ki oldu bir ganım" mısrasından da anlaşılacağı üzere, vurulan kişi, Kürdoğlu'dur. Zekiye Hanım ise, yavuklusu ya da eşidir. Fakat diğer varyantlarda veya versiyonlarda, vurulan kişinin aksine Mehmet Çavuş olduğu, Zekiye Hanım'ın da Mehmet Çavuş'un eşi veya yavuklusu şeklinde yer aldığı görülür. Gelinen aşamada, genel bir bakış açısıyla adı geçen eserin bütün varyantları/versiyonları, ortaklaşa ele alınarak, hepsi birden "Mehmet Çavuş ile Kürdoğlu'nun Ağıtı" biçiminde nitelenebilir. (Tersini söylemek de mümkündür. Ya da münferit olarak, "Mehmet Çavuş Ağıtı" veya "Kürdoğlu Ağıtı" da denebilir.) Ramazan Aydın'dan alınan varyantın, ezgi bakımından seyir özellikleri, uzun havanın, "Bozlak çeşitleri" içerisinde ele alınmasını zorunlu kılıyor. Yani bu eser, bir çeşit "Has-Eli/Has-İçi/Has-Yüzü Ağzı Bozlak" ya da "Haslı Ağzı Bozlak" şeklinde görülebilir. Geçmişi epeyce eskiye dayanmasına ve ülkemizin değişik yerlerinde hayli yaygın olmasına rağmen bu eserin TRT Repertuarı'nda kaydına rastlanılamamıştır. (V. AYDIN)